Safra Kesesi Taşları
Safra Kesesi Taşları
Safra kesesi taşları; ileri yaş, kadın cinsiyeti, obezite, obezite ameliyatları sonrası hızlı kilo verme, genetik yatkınlık gibi nedenlere bağlı olarak gelişmektedir.
Hiçbir belirti vermeden check up taramasında tesadüfen belinlenmesinin yanında; bulantı, şişkinlik, hazımsızlık ve ileri evrede sarılık ile kendini gösteren safra kesesi taşları tedavi edilmediğinde önemli hastalıklara neden olabilir.
Taş oluşum nedenleri farklılık gösterir
Yaş: Safra kesesi taşı yaş ile doğru orantılı olarak artar. Çocuklarda ender olarak görülür. Ancak kan yıkımın olduğu hastalıklarda çocuklarda da safra taşı oluşabilir.
Cinsiyet: Kadınlarda erkeklere göre taş oluşma riski 2-3 kat fazladır. Kadınlarda hamilelik ve menapoz sonrası östrogen kullanımı, taş oluşma olasılığı artırır.
Obezite ve diyet: Obezite taş gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Aşırı kolesterol içerikli beslenme, taş oluşum yüzdesini artırmaktadır.
Bariatrik cerrahi: Obezite ameliyatları olan hastaların %35’ten fazlasında safra çamuru ve taş problemi oluşmuştur. Haftada 1.5 kg’dan fazla kilo verme de çamur ve taş için bir risk faktörüdür.
Genetik: Yapılan çalışmalarda safra kesesi taşı oluşan vakaların %30’unda genetik ilişkiye rastlanılmıştır. Karaciğerin aşırı kolesterol salgılaması sonucu oluşan safra salgısında kolesterol yoğunluğunun artışı , safra tuzlarının sentezinin azalması, kolesterol safra tuzu salgı oranının değişimi gensel yapılara göre değişmektedir. Safra kesesinin kasılmasını sağlayan reseptördeki sinyal azalması, az kasılmaya neden olarak safra salgısı yoğunlaşması ve taş oluşumuna neden olmaktadır.
Bazı hastalıklar ve ilaçlar: Bazı ilaçlar ve östrojen kullanımı, Crohn hastalığı, ince barsağın ileum kesiminin rezeksiyonu da safra kesesi taşı oluşumuna neden olabilir.
Sessiz taşlar ilerleyen yıllarda belirti vermeye başlar
Check- up ya da herhangi bir nedenle yapılan ultrasonografide safra kesesi taşları tesadüfen tespit edilebilir. Hastalar o güne kadar safra taşlarının olduğuna dair bir belirti hissetmemiş olabilir. “Sessiz taşlar” olarak adlandırılan bu durumun ilerleyen zamanda nasıl sorunlara neden olabileceğini anlamak ve hangi tedavi modelinin seçilmesine karar vermek için bazı çalışmalar yapılmıştır. Bunlara gore; 15 yıl takip edilen bir çalışma sonucunda 5’inci yılda %10, 10’uncu yılda %15 ve 15’inci yılda %18 oranında bu taşlar semptomatik yani belirti verir hale gelmiştir. Başka bir çalışmada ise 10’uncu yıldaki oran %27 olarak saptanmıştır.
Ağrı ve bulantıya dikkat
Safra kesesi taşları bazı belirtiler sonrası da saptanabilir. Taşların safra kesesi içinde sistik kanalda tıkanıklık oluşturması sonucunda karnın sağ üst tarafında çoğunlukla sırta vuran, şiddeti artıp azalan ağrıya neden olabilir. Buna bulantı ve kusma eşlik edebilir. Komplike olmayan safra kesesi iltihaplarında ateş eşlik etmeyebilir. Safra kesesi taşları ana safra yollarında tıkanıklığa neden olursa sarılık, ateş, titreme ve ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Geğirme, şişkinlik, dolgunluk hissi ya da bulantı gibi dispepsi şikayetleri ile yağlı yiyeceklere tolerans azalması safra kesesi taşlarında olabildiği gibi peptik ülser hastalıkları ya da strese bağlı bağırsak çalışma bozukluklarında da görülebilir. Bu şikayetle yapılan kolesistektomi yani safra kesenin alınma işlemi sonrası bazı dönemlerde şikayetler gerilese de her zaman tam sonuç alınamayabilir. Yağlı yemeklere tolerans azalması ile beraber ağrı da eşlik ediyorsa safra kesesi taşının buna neden oluşturma olasılığı en yüksektir.
Kapalı cerrahi ile tedavi
Safra kesesi taşları alınması gereken hastalara kolesistektomi adı verilen “safra kesesi alınması” işlemi yapılır. Bu işlem çoğunlukla laparaskopik yani kapalı cerrahi uygulanarak gerçekleştirilmektedir. Çok az oranda açık cerrahiye başvurulur. Safra kesesi taş ameliyatlarında, taşlar kese ile birlikte çıkarılmaktadır.